28 Temmuz 2011 Perşembe

Bediüzzaman'ın müjdelediği Hz. Mehdi (a.s.)


Peygamberimiz (sav) hadislerinde, her yüzyıl başında Allah'ın yeryüzüne bir müceddid (dini hakikatleri devrin ihtiyaçlarına göre izah etmek üzere gönderilen büyük alim) göndereceğini müjdelemektedir:
Gerçekten Aziz ve Celil olan Allah her yüz sene başında şu ümmetin dinini bidatten (dine sonradan sokulan hurafelerden) ayıracak, yenileyecek (ilim sahibi) BİR ZATI gönderir. (Sünen-i Ebu Davud, 5/100)
Bediüzzaman Said Nursi Hicri 13. asrın büyük müceddididir. Allah ona üstün bir ilim ve hikmetle lütufta bulunmuştur. Bediüzzaman, Risale-i Nur gibi önemli bir külliyat meydana getirerek Allah’ın izniyle yüzbinlerce insanın hidayetine, imanda derinleşmelerine, inkar sahiplerinin Allah’a iman etmelerine ve doğruyu görmelerine vesile olmuştur.
Bediüzzaman, Risale-i Nur külliyatında geleceğe dair de birçok önemli haber vermiştir. Said Nursi’nin ileriye yönelik tahminleri mucizevi şekilde gerçekleşmiş, Allah gerçekleşecek birçok olayı kendisine ilham etmiştir. Neredeyse yarım asır önce yaşamış olmasına rağmen Bediüzzaman’ın günümüze bakan ve gerçekleşeceğini ümit ettiğini bildirdiği birçok olay vardır. Eserlerinde, dünya üzerinde yaşanacak olan siyasi gelişmeler, İslam aleminin geleceği ve çeşitli ülkelerin karşı karşıya kalacakları bazı durumlarla ilgili önemli detaylar vermiştir. Örneğin 1971 yılında meydana gelen sosyal olayları yirmi yıl öncesinden haber vermiş ve söyledikleri eksiksizce gerçekleşmiştir (Şualar, sf 260). İslam dünyasının durumu ve geleceğine dair konuşma yaptığı 1951 yılındaki ünlü Şam Hutbesi’nde ise Bediüzzaman, 1981, 1991 ve 2001 yıllarında meydana gelecek olan önemli olaylara işaret etmiş ve bu büyük olaylar da aynı Bediüzzaman’ın söylediği şekilde vuku bulmuştur (Hutbe-i Şamiye, sf. 27).

Yanıltıcı bir akım: ''Risale-i Nur tefsirciliği''


Bediüzzaman Said Nursi’nin yazmış olduğu Risale-i Nur Külliyatı, yüzbinlerce insanın hidayetine, imanda derinleşmesine, inkar eden pek çok insanın ise doğruyu görüp iman etmelerine vesile olmuş çok önemli eserlerdir. Bediüzzaman'ın samimi üslubu, tefekkürleri ve hikmetli anlatımı, her okuyan için önemli bir yol gösterici ve hidayet rehberi olmuştur.
 
Risale-i Nur’ların geniş kitleler üzerindeki bu samimi etkisi son derece açıktır. Ancak buna rağmen kimi çevrelerde, Bediüzzaman'ın eserlerinin anlaşılabilmesi için tefsir edilmesi gerektiği şeklinde yanlış bir kanaat söz konusudur. Risalelerde şifreli ve karmaşık bir anlatım olduğu, düz okumayla anlaşılamayacağı ve bu şifreleri de ancak bu konuda bilgi sahibi olan belirli kişilerin çözebilecekleri düşünülür.
 
Oysa Risale-i Nur Külliyatı, veciz bir şekilde kaleme alınmış çok değerli eserlerdir. Bediüzzaman, risalelerde ele aldığı her konuda çok açık ve anlaşılır bir üslup kullanmıştır. Dolayısıyla Bediüzzaman'ın apaçık sözlerini bir kez daha tefsir etmek ve yorumlamak gerektiği düşüncesi yanlıştır. Böyle bir girişim, Bediüzzaman'ın sözlerini ancak aslından uzaklaştıracak ve yanlış çıkarımlara neden olacaktır.

Hz. İsa ve hz. Mehdi konusundaki şahsı manevi yanılgısı -2-


Ahir zamanda Hz. İsa’nın ikinci kez yeryüzüne gelişi ve Hz. Mehdi’nin ortaya çıkışı yüzyıllardır İslam alemi tarafından beklenen çok müjdeli olaylardır. Bediüzzaman Said Nursi, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin çıkışı hakkında eserlerinde çok detaylı bilgiler vermiştir. Bu bilgiler arasında, Hz. Mehdi'nin hangi tarihlerde ve nasıl bir ortam içerisinde ortaya çıkacağı, ne gibi faaliyetlerde bulunacağı, yardımcıları, mücadelesi, Hz. İsa ile birlikte İslam ahlakını tüm dünyaya hakim kılacakları konularında geniş açıklamalar yer almaktadır.
 
Ne var ki Said Nursi’nin bu konulardaki çok açık, kesin ve net açıklamalarına rağmen, Hz. İsa ve Hz. Mehdi konusu kimi zaman yanlış yorumlara konu olabilmektedir. Bazı kişilerin bu konular açıldığında kullandıkları kalıplaşmış bazı cevap şekilleri vardır. Örneğin “Ahir zamanda Hz. Mehdi adında bir şahıs gelecek mi” diye bir soru sorulduğunda şöyle bir cevap verilir: “Hayır, Hz. Mehdi gelmeyecek; şahsı manevisi gelecek” ya da “Hz. Mehdi zaten gelmiştir. Çünkü Hz. Mehdilik bir şahsı manevidir; çıkacak Hz. Mehdi budur. Şu anda da bu şahsı manevi mevcuttur.” Aynı şekilde Hz. İsa için de “Hz. İsa yeryüzüne ikinci kez gelecek mi?” diye bir soru sorulduğunda “Hayır, Hz. İsa gelmeyecek; Hz. İsa'nın kendisi yeryüzüne inmeyecek, şahsı manevisi yeryüzünde olacak” denir. Ya da “Hz. İsa'nın da Hz. Mehdi'nin de şahsı manevisi zaten gelmiştir” gibi açıklamalar yapılır. Kimileri de “Said Nursi de eserlerinde, Hz. İsa ve Hz. Mehdi'nin geleceği konusunda net açıklamalar yapmamıştır” gibi sözlerle, bu düşüncelerini Bediüzzaman'ın sözleriyle delillendirmeye çalışır.

Hz. İsa ve Hz. Mehdi konusundaki şahsı manevi yanılgısı -1-

Bediüzzaman'ın eserlerinde kullandığı “şahsı manevi” kavramı konusundaki yanlış anlaşılmaya açıklık kazandıran izahlara pek çok örnek vermek mümkündür. Ancak bunlardan sadece birkaç tanesi bile, Hz. İsa’nın ve Hz. Mehdi’nin ahir zamanda beraberlerindeki mümin topluluklarının şahsı manevisi ile birlikte, onlara önderlik ederek zuhur edeceklerinin anlaşılması için yeterlidir.Kuran ayetlerinde Hz. İsa'nın ölmediği ancak Allah Katına alındığı haber verilmekte ve çeşitli alametlerle yeryüzüne yeniden döneceği bildirilmektedir. Peygamber Efendimiz (sav) ise, Hz. İsa'nın dünyanın son dönemlerinde mucizevi bir biçimde yeryüzüne döneceğini, Hıristiyanları ve Müslümanları ortak bir din ve ahlakta, İslam dini üzerinde birleştirerek yeryüzüne barış, adalet ve mutluluk getireceğini hadislerinde çok detaylı olarak haber vermiştir. Kuran’da ve Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde yer alan bu açıklamalar ve işaretler hiçbir şüpheye yer bırakmayacak kadar açık ve detaylıdır.



Ahir zaman şahısları neden tanınmıyor? -2-



Ahir zamanda gerçekleşeceği bildirilen, tüm inananların büyük bir şevk ve heyacanla bekledikleri iki büyük ve önemli olay vardır. Bunlardan biri Hz. İsa’nın yeryüzüne tekrar gelişi, ikincisi ise tüm Müslümanlara rahmet ve bir hidayet önderi olarak geleceği bildirilen Hz. Mehdi’nin ortaya çıkışıdır. Hz. İsa ve Hz. Mehdi, Allah’ın izniyle Kuran ahlakını yeryüzüne yerleşik kılacaklardır.
Peygamberimiz (sav)'in sözlerinde bu iki kutlu şahsın gelişi hakkında fiziksel özellikleri, nerede ve hangi tarihlerde ortaya çıkacakları, ne gibi faaliyetlerde bulunacakları ve onları diğer insanlardan ayırt eden ve tanınmalarını sağlayacak özellikleri gibi konularda çok detaylı bilgiler verilmiştir.
 
Hadislerde bu kadar detaylı bilgi ve işaretler verilmesinin bir hikmeti de, ortaya çıktıkları zaman bu kişilerin kolaylıkla tanınabilmelerine yöneliktir. Ancak on dört asırdır heyecanla beklenmelerine ve haklarında bu kadar çok tanıtıcı bilgi olmasına rağmen, hadislerin işaretlerine göre, bu mübarek şahıslar ortaya çıkışlarının ilk dönemlerinde insanların büyük bir kısmı tarafından fark edilemeyeceklerdir.
 
Kuran ayetlerinde ve Peygamberimiz (sav)'in hadislerinde bu önemli şahısların neden tanınamayacaklarını da açıklayan bazı bilgiler ve işaretler yer almaktadır:

Ahir zaman şahısları neden tanınmıyor?

İçinde bulunduğumuz asır, Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde ve İslam alimlerinin eserlerinde haber verilen ahir zaman alametlerinin gerçekleştiği müjdeli bir dönemdir. Bu alametlerin birbiri ardına gerçekleşmesi ile İslam alemi çok kutlu bir bekleyiş içine girmiştir: Hz. İsa’nın yeryüzüne ikinci kez gelişi ve Hz. Mehdi ile birlikte İslam ahlakını tüm dünya üzerinde hakim kılmaları.Hz. İsa’nın yeryüzüne ikinci kez gelişi Kuran ayetlerinde, Peygamber Efendimiz (sav)’in hadislerinde ve kıymetli İslam alimlerinin eserlerinde hiç şüpheye yer bırakmayacak şekilde haber verilmektedir. Yine hadislerde ve İslam alimlerinin açıklamalarında bildirildiğine göre, Hz. İsa ve Hz. Mehdi ortaya çıkışlarının ilk yıllarında insanların büyük bir bölümü tarafından tanınmayacaklardır. Onların tanınmamalarında Deccal’in de büyük bir rolü olacaktır. Deccal, ahir zamanda Hz. İsa’nın ve Hz. Mehdi’nin karşısında yer alıp, inkarın insanlar arasında yayılması için mücadele eden, insanları kötülüğe sürükleyen bir negatif güçtür. Deccal de ilk çıktığında türlü aldatmacalar ve hilelerle kendisini insanlara farklı şekilde tanıtacak ve bu nedenle negatif bir güç olduğu da hemen anlaşılamayacak ve hemen tanınamayacaktır.




Sayın Fethullah Gülen hoca efendi'nin Hz. Mehdi ile ilgili sözlerinden bazı derlemeler



Hz. Mehdi’nin Ortaya Çıkışı ve Hz. Mesih’in Gelişi
“Mesîh ve Mehdî ile alakalı hadis-i şerifler ve ümmetin kabulü esas alınınca nüzûl-ü Îsâ'ya (Hz. İsa’nın tekrar yeryüzünü gelişine) ve zuhur-u Mehdî'ye (Hz. Mehdi’nin ortaya çıkışına) inanmak Efendimiz (sav)'e îtimadın ve güvenin ifadesidir denilebilir.” 
Hz. Mehdi Peygamber Soyundan Olacaktır
Mehdî ile alakalı hadis-i şeriflere de iki örnek vermek yerinde olsa gerektir:
"Mehdî bizden, Ehl-i beyttendir. Allah onu bir gecede zafere erdirecektir. Mehdî, Fatıma evlâdındandır" (İbn Mâce, Fiten, 34; Dârimî, Mehdî, 1).
"Dünya hayatının sona ermesine bir gün bile kalsa, Allah zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak Ehl-i beytten birini gönderecektir" (Ahmed b. Hanbel, II, 117-118).